Ana Menü

Kayıt ol

Online Ziyaretçiler

Şu anda 32 konuk çevrimiçi

GTranslate

English French German Italian Portuguese Russian Spanish
Fiil Cümlesinin Öğeleri PDF Yazdır e-Posta
Super admin tarafından yazıldı.   
FİİL CÜMLESİNİN ÖGELERİ

Arapçada fiille başlayan cümleye fiil cümlesi denir. Söz konusu cümlenin

ögelerine geçmeden önce Türkçe cümle yapısı hakkında kısaca bilgi

vermemiz yerinde olacaktır.


Türkçe Cümle Yapısı

Türkçeden de biliyoruz ki bir cümlenin kurulabilmesi için iki temel ögeye

ihtiyaç vardır: Özne ve yüklem. Bunlardan ilki olay ya da eylemi

gerçekleştiren unsur, diğeri ise olay veya eylemin bizzat kendisidir. Anılan

iki unsurun bir araya gelmesi bir söz öbeğine cümle diyebilmenin olmazsa

olmaz koşullarıdır.


Belirtilen temel ögeler yanında cümleyi anlam yönünden bütünleyici

başka bir takım ögeler daha mevcuttur ki bunlara tümleyiciler anlamında

tümleç adı verilir. Anılan ögeler, cümlenin kuruluşu için var olmaları zorunlu

olmamakla birlikte, olay veya eylemin konusu, yeri, yönü, zamanı, şekli

konusunda tamamlayıcı bir işlev görürler.


Söz gelimi, “Ali okudu.” ifadesi bir cümledir. Çünkü gerek okuma

ediminin kahramanı (Ali), gerekse eylemin bizzat kendisi (okudu) bir araya

gelerek anlamlı bir bütün oluşturmuş durumdalar.

Ancak “Ali, evde kardeşine uyku öncesi etkili bir sesle güzel bir masal

okudu.” ifadesinde temel öge konumundaki “Ali okudu” cümlesi yan

ögelerce yer, yön, zaman, nitelik ve konu olarak tamlanmıştır.


Arapça Cümle Yapısı

Sıkça değinildiği gibi Arapçada cümle ikiye ayrılır. Bu ayrım başlangıç

sözcüğünün isim veya fiil olması ekseninde yapılabildiği gibi temel

ögelerinin sıralanışına göre de yapılabilir. Buna göre “İsimle başlayan

cümleye isim cümlesi, fiille başlayan cümleye fiil cümlesi denir” biçimindeki

klâsik tanımı sürdürmek de “Öznesi yükleminden önce gelene isim cümlesi,

yüklemi öznesinden önce gelene fiil cümlesi adı verilir” biçimindeki modern

tanımı benimsemek de mümkündür.


Geçen ünitede ele alınan isim cümlesinin özne-yüklem sıralamasına göre

kurulan bir cümle tipi olduğunu öznesine mübtedâ, yüklemine de haber

dendiğini hatırlattıktan sonra esas konumuz olan fiil cümlesine geçebiliriz.


Fiil Cümlesi ve Ögeleri

Fiil Cümlesi: Fiille başlayan, bir başka deyişle yüklemi öznesinden önce

gelen cümlelerdir. Yüklemine fiil öznesine fâil denir.


Örnek نَامَ الطِّفْلُ : 1 (Bebek uyudu). Görüldüğü gibi ifade eylem ile sahibini

bir araya getiren bir söz öbeğidir. Eylemle sahibini yani yüklemle öznenin

asgari varlığının söz konusu oldukları bu tip öbeklere cümle dendiğini

biliyoruz. İlgili cümleye yeniden dönersek onun uyudu anlamına gelen نَامَ

fiiliyle başladığını fark ederiz. Dolayısıyla fiille başladığı için bu cümleye fiil

cümlesi, ilk ögesi ( نام )’ye fiil (yüklem), ikinci ögesi ( الطفلُ )’ye ise fâil (özne)

adı verilir.


Fiil cümlesinin yukarıda belirtilen temel ögeleri (fiil-fâil) yanında bir de

tümleyici ögeleri vardır ki bunlara mef‘ûl adı verilir.


Örnek شَرِبَ الطِّفْلُ اللَّبَنَ صَبَاحًا : 2 (Bebek sabahleyin süt içti) Cümlesinde içti

anlamına gelen شرب fiil, bebek anlamına gelen الطِّفْلُ fâil, süt anlamına gelen

اللَّبَنَ ile صَبَاحًا ise mef‘ûl’dür.


Örnek قَامَ الطُّلاَّبُ اِحْتِرَامًا : 3 (Öğrenciler saygı için ayağa kalktı) Cümlesinde

ayağa kalktı anlamına gelen قام fiil, öğrenciler anlamına gelen الطلابُ fâil,

saygı için anlamına gelen احترامًا ise mef‘ûl’dür.

Konunun bu kısmında fiil cümlesinin ögeleri hakkında ayrıntılı bilgi

vermek istiyoruz.


1. Fiil: Tek başına bir anlam ifade eden kelimelerden olup, geçmiş, şimdiki

ve gelecek olmak üzere üç zamandan birine bağlı olarak bir oluş veya bir

eylem bildirirler.


Söz gelimi, ( فَهِمَ ) “anladı”, ( ذكََرَ ) “andı”, ( يَنْظُرُ ) “bakıyor/bakar”, ( (يَسْمَعُ

“duyuyor/duyar”, ( اُخْرُجْ ) “çık”, ( اِشْرَبْ ) “iç” kelimelerinden her birinin bir oluş

veya bir eylem bildirdiği görülüyor. Anılan sözcüklere fiil diyebilmemiz için

anlam içeriklerini üç zamandan birine bağlı olarak ifade edip etmediklerini

denetlemek durumundayız. Bu denetim sonrası onların anlam içeriklerini

teşkil eden oluş veya eylemleri bir zamana bağlı olarak ifade ettiklerini tespit

edersek onlara fiil diyebiliriz. Aksi takdirde fiil değil isim olarak

değerlendiririz.


Örneklerimiz içerisinde ilk iki sözcük “anlama” ve “anma” eylemlerinin

geçmiş zamanda gerçekleştiğini; peşi sıra gelen iki sözcük “bakma” ve

“duyma” eylemlerinin şimdi yapılmakta olduğunu veya geçmiş, şimdi ve

gelecek tüm zamanlarda meydana gelme potansiyeli taşıdığını; son iki sözcük

ise “çıkma” ve “içme” eylemlerini yakın veya uzak gelecekte yerine

getirmesini muhataptan istemeyi ifade etmektedirler.


Görüldüğü gibi sözcüklerin tamamı bir oluş, bir eylem bildirmesinin yanı

sıra onları geniş veya sınırlı bir zaman dilimiyle ilişkilendirmektedir. İşte bu

tip sözcükler Arap dilbilgisi otoriteleri tarafından fiil adıyla anılmıştır.

Zamandan bağımsız oluş veya eylemler mastar olup, fiil değil, isim olarak

değerlendirilirler. Söz gelimi قِرَاءَة (okumak), خُرُوج (çıkmak), طَلَب (istemek)

kelimeleri her ne kadar iş, oluş veya eylem bildirseler de zamandan bağımsız

oldukları için fiil değil isim olarak kabul edilirler.


Aşağıdaki cümlelerde fiil olan sözcükleri bularak, ifade ettikleri zamanı

söyleyiniz.

1. بَلَغَ عَدَدُ السُّكَّانِ فِي الْمَدِينَةِ مِلْيُونَ نَسَمَةٍ.

2. نَسْتَعْمِلُ              السِّكِّينَ والشَّوْكَةَ فِي تَنَاوُلِ الْكَبَابِ.

3. قُلِ الحَْقَّ وَلَوْ عَلَى نَفْسِكَ.


Yukarıda anlatılanlardan da kolayca anlayabileceğiniz gibi fiiller zaman

bakımından üç kısma ayrılır:

Mâzî, muzâri ve emir.



a. Mâzî: Türkçemizdeki dili geçmiş zamanın karşılığıdır.

كَافَأَ الأُسْتَاذُ خَالِدًا) ) “Hoca, Halit’i ödüllendirdi” cümlesindeki ( (كَافَأَ

“ödüllendirdi” sözcüğü, ( ضَحِكَ عَلِيٌّ ) “Ali güldü” cümlesindeki ( ضَحِكَ ) “güldü”

kelimesi ve ( خَرَجَ الطُّلاَّبُ مِنَ الْمُخْتَبَرِ ) “Öğrenciler laboratuardan çıktı”

cümlesindeki ( خَرَجَ ) “çıktı” kelimesi birer mâzî fiildir.


Başlıca Mâzî Kalıpları: Mâzî fiile özgü ve onu gerek isimden, gerekse

diğer fiil çeşitlerinden (muzâri ve emir) ayırt edebilmemizi sağlayan

özellikler 1. Ünitede verildiği için burada bir kez daha tekrarlamaya gerek

duymuyoruz. Yalnız en çok karşılaşılan mâzî fiil kalıplarını birer örnekle

tanıtmakta yarar görüyoruz.


BAŞLICA MAZİ KALIPLARI

ANLAM ÖRNEK KALIP

Yardım etti فَعَلَ نَصَرَ

Güzel oldu فَعُلَ حَسُنَ

Anladı فَعِلَ فَهِمَ

Çıkardı أَفْعَلَ أَخْرَجَ

Doğruladı فَعَّلَ صَدَّقَ

Tartıştı فَاعَلَ نَاقَشَ

Öğrendi تَفَعَّلَ تَعَلَّمَ

Tanıştı تَفَاعَلَ تَعَارَفَ

Kırıldı اِنْفَعَلَ اِنْكَسَرَ

Toplandı اِفْتَعَلَ اِجْتَمَعَ

Kullandı اِسْتَفْعَلَ اِسْتَعْمَلَ



Aşağıdaki mâzî fiillerin kalıplarını belirtiniz.

حَكَمَ أَكْرَمَ دَرَّسَ قَاتَلَ اِنْصَرَفَ اِبْتَلَعَ تَصَادَفَ تَنَزَّلَ اِسْتَغْفَرَ



b. Muzâri: Türkçemizdeki şimdiki, geniş ve gelecek zamanların karşılığı

olup gelecek zaman anlamına geldiğini gösteren bir delil yoksa şimdiki ve

geniş zaman karşılığında kullanılır.


Başlıca Muzâri Kalıpları: Muzâri fiile özgü ve onu gerek isimden,

gerekse diğer fiil çeşitlerinden (mâzî ve emir) ayırt edebilmemizi sağlayan

özellikler 1. Ünitede verildiği için burada bir kez daha tekrarlamaya gerek

duymuyoruz. Yalnız en çok karşılaşılan muzâri fiil kalıplarını birer örnekle

tanıtmakta yarar görüyoruz.


BAŞLICA MUZARİ KALIPLARI

ANLAM ÖRNEK KALIP

Anlıyor, anlar يَفْعَلُ يَفْهَمُ

Güzel oluyor, güzel olur يَفْعُلُ يَحْسُنُ

Dönüyor, döner يَفْعِلُ يَرْجِعُ

Çıkarıyor, çıkarır يُفْعِلُ يُخْرِجُ

Doğruluyor, doğrular يُفَعِّلُ يُصّدِّقُ

Tartışıyor, tartışır يُفَاعِلُ يُنَاقِشُ

Öğreniyor, öğrenir يَتَفَعَّلُ يَتَعَلَّمُ

Tanışıyor, tanışır يَتَفَاعَلُ يَتَعَارَفُ

Kırılıyor, kırılır يَنْفَعِلُ يَنْكَسِرُ

Toplanıyor, toplanır يَفْتَعِلُ يَجْتَمِعُ

Kullanıyor, kullanır يَسْتَفْعِلُ يَسْتَعْمِلُ



Aşağıdaki muzâri fiillerin kalıplarını belirtiniz.

 يَنْصُرُ يُكْرِمُ يُدَرِّسُ يُقَاتِلُ يَنْصَرِفُ يبْتَلِعُ يَتَصَادَفُ يَتَنَزَّلُ يَسْتَغْفِر



c. Emir: Bir işin olmasını veya yapılmasını istemek için kullanılan fiil

kipidir. ( اكُْتُبْ ) “Yaz!”, ( اِجْلِسْ ) “otur!”, ( اُدْخُلْ ) “gir!” kelimeleri emir

örnekleridir.


BAŞLICA EMİR KALIPLARI



ANLAM ÖRNEK KALIP

Anla اِفْعَلْ اِفْهَمْ

Güzel ol اُفْعُلْ اُحْسُنْ

Dön اِفْعِلْ اِرْجِعْ

Çıkar أَفْعِلْ أَخْرِجْ

Doğrula فَعِّلْ صَدِّقْ

Tartış فَاعِلْ نَاقِشْ

Öğren تَفَعَّلْ تَعَلَّمْ

Tanış تَفَاعَلْ تَعَارَفْ

Kırıl اِنْفَعِلْ اِنْكَسِرْ

Toplan اِفْتَعِلْ اِجْتَمِعْ

Kullan اِسْتَفْعِلْ اِسْتَعْمِلْ



Aşağıdaki emir fillerin kalıplarını belirtiniz.

اُنْصُرْ أَكْرِمْ عَلِّمْ بَالِغْ              تَسَلَّمْ تَعَاوَنْ - اِجْتَمِعْ اِنْصَرِفْ اِسْتَغْفِرْ



2. Fâil: Olmak anlamlı fiillerde olan, etmek-eylemek bildiren fiillerde ise

eden, eyleyen konumundaki ögedir. Türkçedeki öznenin karşılığıdır.

Arapçada fâil daima merfudur. 5. Üniteden de hatırlanacağı üzere merfû‘,

tesniye (ikil) ve cem-i müzekker sâlim (düzenli eril çoğul) isimler hariç sonu

zammeli anlamına gelir. Tesniyelerde sondan bir önceki “elif” ile cem-i

müzekker sâlimlerde aynı özellikteki “vâv” ref alâmeti (merfû‘luk belirtisi)

olan zammeye eşdeğerdir.


Aşağıdaki cümlelerde altı çizili fâillerle onların merfû‘luklarına delil

teşkil eden ref alâmetlerini dikkatle inceleyiniz.


(Çocuk bahçede oynuyor) . 1. يَلْعَبُ الْوَلَدُ فِي الحَْدِيقَةِ

(Anne baba çocukların eğitimiyle ilgilenirler) . 2. يَهْتَمُّ الأَبَوَانِ بِتَرْبِيَةِ أَوْلاَدِهِمَا

(Müslümanlar güneş doğmadan önce kalkarlar) . 3. يَنْهَضُ الْمُسْلِمُونَ قَبْلَ الْفَجْرِ



Çeşitleri: Fâiller yukarıda görüldüğü biçimde açık isim olarak gelebildiği

gibi, gizli veya açık zamir ya da başlı başına bir cümle halinde gelebilir.

Bunlar üzerinde ayrı ayrı durmak konunun zihinlerde netleşmesi açısından

yararlı olacaktır.


a. Zahir İsim: Cümlede açıkça belirtilen, yerine herhangi bir zamir

getirilmemiş isimlerdir.


Örnek:

(Mümin Allah’a tevekkül eder) . 1. يَتَوَكَّلُ الْمُؤْمِنُ عَلَى اللهِ

(Anne konuklar için sofra hazırlıyor) . 2. تُجَهِّزُ الأُمُّ الْمَائِدَةَ لِلضُّيُوفِ

(İki öğrenci başarıda yarışıyor) . 3. يَتَنَافَسُ الطَّالِبَانِ فِي النَّجَاحِ

(Mühendisler projeyi tamamlamaya çalışıyorlar) . 4. يُحَاوِلُ الْمُهَنْدِسُونَ إِكْمَالَ الْمَشْرُوعِ

Yukarıda görüldüğü gibi fâiller açık isim oldukları takdirde sayıları ne

olursa olsun fiil hep tekil gelir. Bu durumdaki fiil cümlelerinde fiilin fâile

uyma zorunluluğu bir tek cinsiyet yönündendir.


b. Bariz Zamir: Fiillere bitişen çekim ekleri fâil konumunda bulunan

zamirlerdir. Söz konusu zamirler açıkça görüldüğü için kendilerine bariz

zamir adı verilir.


Fiillere bitişen bariz zamirler şunlardır:

Elifu’l-isneyn: İkillik bildiren elifi demektir. Fâil olarak üç fiil tipinde de

yer alır.


Anlamı Fiil Kim hakkında?

Kime hitaben? Zamanı

Mâzî İki erkek hakkında Anladılar فَهِمَا

Mâzî İki bayan hakkında Anladılar فَهِمَتَا

Muzâri İki erkek hakkında Anlarlar, anlıyorlar يَفْهَمَانِ

Muzâri İki bayan hakkında Anlarlar, anlıyorlar

تَفْهَمَانِ

Muzâri İki erkeğe hitaben Anlarsınız, anlıyorsunuz

İki kişiye hitaben Anlayın اِفْهَمَا

(Cinsiyet farkı yok) Emir


Vâvu’l-cemâ‘a: Çoğulluk bildiren vâv demektir. Fâil olarak üç fiil tipinde

de yer alır.


Anlamı Fiil Kim hakkında?

Kime hitaben? Zamanı

Anladılar فَهِمُوا

Üç veya daha fazla sayıda erkek hakkında


Mâzî

Üç veya daha fazla sayıda erkek Anlarlar, anlıyorlar يَفْهَمُونَ

hakkında Muzâri

Anlarsınız, تَفْهَمُونَ

anlıyorsunuz

Üç veya daha fazla sayıda erkeğe hitaben Muzâri

Üç veya daha fazla sayıda erkeğe Anlayın اِفْهَمُوا

hitaben Emir


Nûnu’n-nisve: Dişilik ve çoğulluk bildiren nûn harfidir. Fâil olarak üç fiil

tipinde de yer alır.


Anlamı Fiil Kim hakkında?

Kime hitaben? Zamanı

Anladılar فَهِمْنَ

Üç veya daha fazla sayıda bayan hakkında Mâzî

Üç veya daha fazla sayıda bayan Anlarlar, anlıyorlar يَفْهَمْنَ

hakkında Muzâri


Anlarsınız, تَفْهَمْنَ   anlıyorsunuz

Üç veya daha fazla sayıda bayana hitaben Muzâri

Üç veya daha fazla sayıda bayana Anlayın اِفْهَمْنَ

hitaben Emir


et-Tâu’l-muteharrike: Harekeli tâ demektir. Mâzî fiile bitişen ikinci şahıs

ile birinci tekil şahıs zamirleridir.


Anlamı Fiil Kim hakkında?

Kime hitaben? Zamanı

Mâzî Tek erkeğe hitaben Anladın فَهِمْتَ

Mâzî Tek bayana hitaben Anladın فَهِمْتِ

İki kişiye hitaben Anladınız فَهِمْتُمَا

(Cinsiyet farkı yok) Mâzî

Mâzî Üç veya daha fazla sayıda erkeğe hitaben Anladınız فَهِمْتُمْ

Mâzî Üç veya daha fazla sayıda bayana hitaben Anladınız فَهِمْتُنَّ

Anladım فَهِمْتُ

Tek kendisi hakkında

(Cinsiyet farkı yok)

Mâzî

Yâu’l-muhâtaba: Muhataba yâ’sı demektir. İkinci tekil dişil kişi

zamiridir. Mâzîde bulunmaz. Sadece muzâri ve emirde bulunur.


Anlamı Fiil Kim hakkında?

Kime hitaben? Zamanı

Muzâri Tek bayana hitaben Anlarsın, anlıyorsun تَفْهَمِينَ

Emir Tek bayana hitaben Anla اِفْهَمِي



Nâ el-fâilîn: Özne konumundaki “Nâ” anlamına gelir. Birinci çoğul kişi

zamiridir. Sadece mâzî fiillerde kullanılır.

Anlamı Fiil Kim hakkında?

Kime hitaben? Zamanı

Mâzî Başkaları ile birlikte kendisi hakkında Anladık فَهِمْنَا


“Nâ” zamiri hem fâil hem de mef‘ûl konumunda kullanılmaya elverişli bir

zamirdir. Öncesi sakinse fâil (özne), öncesi harekeli olduğu takdirdeyse nesne

işlevi görür. Adı geçen zamir, فَهِمْنَا (Biz anladık) / فَهِمَنَا (Bizi anladı) örneklerinin

ilkinde fâil, ikincisinde mef‘ûlün bihtir.


c. Müstetir Zamir: Üçüncü tekil mâzî ve muzâri çekimleri açık özneleri

olmadığı takdirde, ikinci tekil eril muzâri ve emirlerle, birinci tekil ve çoğul

muzâri fiillerin fâilleri gizli zamirdir. Şimdi sayıları beşi bulan bu zamirleri

tanıyalım.

هُوَ : Müfret müzekker gâib (üçüncü tekil eril) kişi zamiridir. Herhangi bir

nedenle açık özne alamamış benzer şahıstaki mâzî ve muzâri fiillere gizli

özne (müstetir fâil) olur. Açık öznenin yokluğunda arandığı için gizli özne

oluşu zorunlu (vücûben) değil şarta bağlı (cevâzen) olarak değerlendirilir.

(Kendisine merhameti farz kıldı) . -1 كَتَبَ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحمَْةَ

(Gizlinizi ve açığınızı bilir) . -2 يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ

Cümlelerinde öznesi açık olmayan كَتَبَ ve يَعْلَمُ fiillerinin fâili müstetir

هُوَ ’dir.


هِيَ : Müfret müennes gâibe (ikinci tekil eril) kişi zamiridir. Herhangi bir

nedenle açık özne alamamış benzer şahıstaki mâzî ve muzâri fiillere gizli

özne (müstetir fâil) olur. Açık öznenin yokluğunda arandığı için gizli özne

oluşu zorunlu (vücûben) değil şarta bağlı (cevâzen) olarak değerlendirilir.

(Ölene dek onurlu biri olarak yaşadı) . -1 عَاشَتْ شَرِيفَةً حَتَّى الْمَوْتِ

(Günlerini dizileri izleyerek geçirir) . -2 تَقْضِي أيَّامَهَا بِمُشَاهَدَةِ الْمُسَلْسَلاَتِ

Cümlelerinde öznesi açık olmayan عَاشَتْ ve تَقْضِي fiillerinin fâili müstetir

هِيَ ’dir.


أَنْتَ : Müfret müzekker muhatab (üçüncü tekil eril) kişi zamiridir. Benzer

şahıstaki muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Bu çekim kipindeki

muzâriler hiçbir zaman açık özne almadıkları için gizli özne oluşu zorunlu,

yani vücûbendir.


(Dilediğini hesapsız rızıklandırırsın) . -1 تَرزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Cümlelerinde تَرْزُقُ ve تَشَاءُ fiillerinin fâili müstetir أَنْتَ ’dir.


أنَا : Nefsu’l-mutekellim vahdeh (birinci tekil) kişi zamiridir. Benzer

şahıstaki muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Bu çekim kipindeki

muzâriler hiçbir zaman açık özne almadıkları için gizli özne oluşu zorunlu,

yani vücûbendir.


(Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim) . -1 أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إلَيْهِ

Cümlelerinde أَسْتَغْفِرُ ve أَتُوبُ fiillerinin fâili müstetir أَنَا ’dir.


نَحْنُ : Nefsu’l-mutekellim ma‘a’l-gayr (birinci çoğul) kişi zamiridir. Benzer

şahıstaki muzâri fiillere gizli özne (müstetir fâil) olur. Bu çekim kipindeki

muzâriler hiçbir zaman açık özne almadıkları için gizli özne oluşu zorunlu,

yani vücûbendir.


(Rahmetini umar, azabından korkarız) . -1 نَرْجُو رَحمَْتَكَ وَنَخْشَى عَذَابَكَ

Cümlelerinde نَرْجُو ve نَخْشَى fiillerinin fâili müstetir نَحْنُ ’dür.

Zamirler mebni (sonu değişmeyen) isimlerden oldukları için fâil (özne)

konumunda olduklarında merfû‘luklarını açıkça gösteremezler. Konum

itibariyle (mahallen) merfû‘ sayılırlar.


d. Cümle: Bazen bir cümle bir bütün olarak başka bir fiil cümlesinin fâili

olabilir. Bir bütün olarak başka cümlenin ögesi olan söz konusu cümle isim

cümlesi ise başına أنَّ ; fiil cümlesi ise başına أَنْ gelir.

بَلَغَنَا أَنَّ الْبَرْنَامَجَ مُتَأَخِّرٌ Programın ertelendiği (haberi) bize ulaştı.

يَسُرُّ الجَْمِيعَ أَنْ تَنْجَحُوا في الاِمْتِحَانِ Sınavda başarılı olmanız herkesi sevindirir.

Görüldüğü gibi ilk cümle içerisinde yer alan (Program ertelenmiştir /

البرنامج متأخر ) biçimindeki isim cümlesi başına gelen أنّ aracılığıyla bağımsız bir

cümle olmaktan çıkıp bir bütün olarak öncesindeki fiilin fâili haline

gelmektedir.


Aynı şekilde (Sınavda başarılı olursunuz / تنجحُون في الامتحان ) biçimindeki

fiil cümlesi başına gelen أنْ aracılığıyla bağımsız bir cümle olmaktan çıkıp bir

bütün olarak öncesindeki fiilin fâili haline gelmektedir.

Başka bir cümleye öge olan tüm cümleler gibi fâil durumundaki cümleler de,

bu konumlarının gerektirdiği i‘râb alâmetini açıkça gösteremezler. Mahallen

merfû‘ olduklarına hükmedilir.


e. Câr-mecrûr: Cer harfi ile devamındaki isimden oluşan söz öbeğine

câr-mecrûr adı verilir. Başlarında cer harfi bulunan mecrûr kelimeler de fâil

verya nâibu’l-fâil konumunda bulunabilmektedir. Fâil pozisyonundaki kelime

lafzan cer harfi dolayısıyla mecrûr, mahallen merfû‘dur.

وَكَفَى بِاللهِ وَكِيلاً (Vekil olarak Allah yeter) cümlesinde ;بِاللهِ

لَمْ يَنَمْ مِنْ طِفْلٍ حَتَّى يُشَاهِدَ الْمُبَارَاةَ (Maçı seyretmeden hiçbir çocuk uyumadı)

cümlesinde مِنْ طِفْلٍ ifadeleri mahallen merfû‘ fâildir.


3. Mef‘ûlün bih: Bir fiil cümlesinde fiilin konusu olan ve fâilin yaptığı işten

doğrudan etkilenen mansûb isme bu ad verilir. Türkçedeki nesnenin

karşılığıdır. Arapçada Mef‘ûlün bih daima mansûbdur. 5. Üniteden de

hatırlanacağı üzere mansûb, tesniye (ikil) ve sâlim cemi (düzenli çoğul)

isimler hariç sonu fethalı anlamına gelir. Cem-i müennes sâlimlerde kesra,

tesniyelerde ve cem-i müzekker salimlerde ise, sondan bir önceki harf

konumundaki “yâ” nasb alâmeti (mansûbluk belirtisi) olan fethaya

eşdeğerdir.


Örnek: Aşağıdaki cümlelerde altı çizili olarak gösterilmiş mef‘ûlün

bihlerle onların mansûbluklarına delil teşkil eden nasb alâmetlerini dikkatle

inceleyiniz.


(Çocuk süt içiyor) . -1 يَشْرَبُ الْوَلَدُ الحَْلِيبَ

(Anne çocukları börekle doyuruyor) . -2 تُشْبِعُ الأُمُّ الأَوْلاَدَ بِالْفَطِيرِ

(Mümin her gün Kur’ân okur) . -3 يَتْلُو الْمُؤْمِنُ الْقُرْآنَ كُلَّ يَوْمٍ



Çeşitleri: Mef‘ûlün bihler fâilde olduğu gibi açık isim olarak gelebildiği

gibi, bitişik veya ayrık zamir ya da başlı başına bir cümle halinde de gelebilir.

Bunlar üzerinde ayrı ayrı durmak konunun zihinlerde netleşmesi açısından

yararlı olacaktır.


a. Zahir İsim: Cümlede açıkça belirtilen, yerine herhangi bir zamir

getirilmemiş isimlerdir.

(Hoca üniversitede konferans veriyor) . -1 يُلْقِي الأُسْتَاذُ مُحَاضَرَةً فِي الجَْامِعَةِ

(Tren istasyonu terk etti) . -2 غَادَرَ الْقِطَارُ الْمَحَطَّةَ

(İstanbul’da kütüphaneleri ziyaret ettik) . -3 زُرْنَا الْمَكْتَبَاتِ فِي إِسْتَانْبُولَ



b. Mansûb Muttasıl Zamir (Bitişik Nesne Zamiri): Fiile bitişen nesne

zamiridir. Mebni olan tüm kelimeler gibi mahallî i‘râb alır, mahallen mansûb

olduğu değerlendirmesi yapılır.

Mansûb muttasıl zamirler şunlardır:


Cemi (Çoğul) Müsennâ (İkil) Müfred (Tekil)

هُ هُمَا هُمْ Gâib (III. eril şahıs )

هَا هُمَا هُنَّ Gâibe (III. dişil şahıs)

كَ كُمَا كُمْ Muhâtab (II. eril şahıs)

كِ كُمَا كُنَّ Muhâtaba (II. dişil şahıs)

يَ نَا نَا Mütekellim (I. eril/dişil

şahıs)


c. Mansûb Munfasıl Zamir (Ayrık Nesne Zamiri): Yukarıdaki

zamirlerin, إيَّا bitişmiş halleridir. Bu sayede fiile bitişme mecburiyetinden

kurtulur, ayrı bir zamir haline gelir.

(Tek sana kulluk eder, yalnız senden yardım isteriz) . -1 إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ

(Sizi ve onları rızıklandırırız) . -2 نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ

(Sana onu verdim) . -3 أعْطَيْتُكَ إِيَّاهُ



d. Cümle: Fâilde olduğu gibi bütün halinde bir cümle başka bir cümlenin

mef‘ûlün bihi olabilir. Başka cümleye öge olan cümle isim cümlesi ise başına

أَنَّ ; fiil cümlesiyse başına أنْ alır. Mef‘ûlün bih konumundaki cümleler

mahallen mansûbdur.

(Çarşıya gitmek istiyorum) . -1 أُرِيدُ أَنْ أَذْهَبَ إِلَى السُّوقِ

(Bana kendisinin lisede öğretmen olduğunu söyledi) . -2 أَخْبَرَنِي أنَّهُ مُعَلِّمٌ فِي الثَّانَوِيَّةِ



e. Câr-mecrûr: Cer harfi ile devamındaki isimden oluşan söz öbeğine

câr-mecrûr dendiğini öğrenmiştik. Söz konusu öbek tümleç olarak

kullanıldığında dolaylı tümleç anlamında mef‘ûlün bih gayru sarih adını alır

ve lafzan mecrûr, mahallen mansûb olur.

(Koca hanımına çiçek getirdi) . -1 أَتَى الزَّوْجُ زَوْجَتَهُ بِالأَزْهَارِ

(Hüseyin köye gitti) . -2 ذَهَبَ حُسَيْنٌ إِلَى الْقَرْيَةِ

(Askerler vatanı savundu) . -3 دافَعَ الجُْنُودُ عَنِ الْوَطَنِ

Kurallara uygun bir fiil cümlesinde diziliş “Fiil – Fâil – Mef‘ûl”

biçimindedir.

Söz gelimi ( يُحِبُّ اللهُ الْمُؤْمِنَ ) “Allah mümini sever” cümlesinde ( يُحِبُّ ) fiil, ( (اللهُ

fâil ve ( الْمُؤْمِنَ ) mef‘ûldür.


Türkçe devrik cümlelerde olduğu üzere, Arapça fiil cümlelerindeki Fiil+Fâil+

Mef‘ûl dizilişi ( إيَّاكَ نَعْبُدُ ) örneğinde olduğu gibi mef‘ûlün öne geçmesi suretiyle

bozulabilir. Öne geçen mef‘ûl isim olsa da cümle yine fiil cümlesi olarak kalır.

Ancak fâil hiçbir zaman için fiilin önüne geçemez. Şayet geçerse cümle fiil

cümlesi olmaktan çıkar ve isim cümlesine dönüşmüş olur. Bu durumda öne

geçmiş olan fâile artık mübteda denir.

 

 

Özet

Karşılaştığı Arapça bir cümlenin türünü belirtebilmek

 

Arapçada cümle ilk harfinin türüne göre adlandırılır. Şayet isimle başlamışsa

isim cümlesi, fiille başlamışsa fiil cümlesi olarak tanınır. Cümleleri

ayırmanın bir başka yöntemi ise özne yüklem sıralamasıdır. Bu çerçevede

özne önce gelirse isim cümlesi, yüklem önce gelirse fiil cümlesi adını alır.

 

Fiil cümlesini ögelerine ayırabilmek

Fiil cümlesi fiille başlar. Fiil Türkçedeki yüklemin karşılığıdır. Onu fâil yani

özne izler. Fâilin ardı sıra ise tümleç (mef‘ûl)’ler sıralanır.

 

Fiil cümlesindeki ögelerin i‘râbını yapabilmek

Baştaki fiil, türü ne olursa olsun konumu itibariyle mebni yani sonu

değişmezdir. Fâiller merfû‘, mef‘ûller ise mansûb olur.

 

Öge türlerini birbirinden ayırt edebilmek

İster fâil, ister mef‘ûl olsun ögeler isim, zamir, şibhu’l-cumle veya cümle

biçiminde gelebilir. Anılanlar arasında cümlede açık isim olarak yer alanlarda

i‘râb alâmeti gözlemlenebilir. Diğerleri dıştan bakılınca (lafzan) adını

aldıkları ögeye ait hareke veya harfi gösteremeseler de konumları gereği

(mahallen) gösteriyor sayılırlar.

 

Fiil fâil uyumuna ilişkin açıklama yapabilmek

Baştaki fiil devamındaki fâile sadece cinsiyet yönünden uymak zorundadır.

Fâil açık olduğu sürece fiil hep tekil gelir.

 
Copyright ©arapcaokulu.com